Leiden Kılavuzu 2005 by Umut AZAK:

Leiden’da üç aydan fazla zaman geçirmiş öğrencilerin deneyimleri ışığında hazırlanmış son derece gayrı resmî yaşam rehberi *

 

Uçak bileti:
THY ve KLM’nin promosyon ve öğrenci biletlerini tercih etmekle beraber, turizm açısından düşük sezon sayılan zamanlarda çok uygun fiyatlarda bilet bulabileceğiniz charter uçaklarını da tavsiye edebiliriz. Charter şirketlerinden Onurair, Flyair ve Corendon’un Amsterdam seferleri mevcut. Yalnız, charter bileti alırsanız, son andaki uçuş zamanı değişikliklerine karşı hazırlıklı olun. 

Bürokratik işlemlerin sıralaması:
Leiden’da yapacağınız ilk işlerin sıralaması çok önemli. Bütün kurumlar birbirine bağlı olduğu için, aşağıdaki sıralamanın dışına çıkmak size zaman kaybettirebilir. 

  1. International Office’ten yapmanız gerekenler hakkında ayrıntılı bilgi alın.
  2. Belediye binasına (Stadhuis) gidip kaydınızı yaptırın.

Kayıt olurken nüfus kayıt belgenizi (birth certificate; Türkiye’den getireceğiniz belgeler arasında en önemlisi bu, Nüfus Müdürlüğünden alacağınız belge. Belgenin sadece Türkçe değil, çok dilli olmasına özellikle dikkat edin) ve bir adres göstermeniz gerekiyor.

  1. Bir bankada hesap açtırın (örneğin, ABN-AMRO’dan öğrenci hesabı).

Banka kartınızın üzerinde yazan sayı, hesap numaranız. Bu karttaki “pin” sistemi ile, makinelerden tren bileti almanız (makineden almak daha ucuz) ve hemen her mağazada bulunan pin cihazlarından, para kullanmanıza gerek kalmadan alışveriş yapmanız mümkün. Ayrıca, yine kartınız üzerindeki “chipknip” adlı sistem sayesinde, üniversite binalarındaki kahve ve yiyecek makinelerinden faydalanabilirsiniz. Kartınızdaki “chipknip”i, Lipsius (İçindeki tiyatro nedeniyle LAK adı da verilen, bağlı olduğumuz Edebiyat Fakültesi’nin (Letteren) merkez binası) hemen girişindeki makinede şarj edebilirsiniz. Bu makine, pin sistemi ile hesabınızdan para çekip “chipknip”inize para aktarır.

  1. Sağlık sigortası için başvurunuzu yapın (Öğrenci sigortası).
  2. Oturma izni için International Office aracılığıyla başvurunuzu yapın.

Oturma izni:
Oturma iznine başvurduktan sonra yapmanız gereken tek şey beklemek. Bekleme süresi 3 ay ile 9 ay arasında değişebiliyor. Bu süre içerisinde yurt dışına çıkmanız gerekiyorsa (ve eğer yeşil pasaportunuz yoksa), Adalet Bakanlığı’nın göçmenler ve oturma izinlerinden sorumlu müdürlüğünden (IND, Immigratie en Naturalisatiedienst, www.ind.nl, Tel: 09001234561) randevu alıp geçici dönüş vizesi için başvurmanız gerek.

Pasaport:
Pasaportunuzun süresini uzatmanız gerekliyse, bu işi Türkiye’de yapmak üzere ertelemeyin. Türkiye’de 5 yıllık bir uzatma için yaklaşık 400 YTL ödemeniz gerekirken burada, Rotterdam Başkonsolosluğu’na başvurarak, 40 Euro’ya uzattırmanız mümkün. Öğrenciler için bir senelik uzatma ise ücretsiz. Ayrıntılı bilgi: http://www.turkishconsulate.nl/Rotterdam/default.htm.

Çalışma:
Yabancı öğrenci olarak haftada 10 saat çalışma izniniz var. Ama Hollandaca bilmediğiniz sürece, temizlik işleri dışında, iş bulabilmeniz hemen hemen imkânsız.

Oda:
Leiden küçük bir şehir olduğu için, bulduğunuz odanın adresinde Leiden yazdığı sürece odanın merkezden uzak olması mümkün değil. SLS aracılığıyla yönlendirildiğiniz Hooigracht’taki yurt odaları, ortalama oda fiyatlarının oldukça üzerinde olsa da, mobilyalı olmaları açısından ilk aşamada pratik sayılabilir. SLS’le yazışırken, paranızın kısıtlı olduğunu söyleyip, sizi, mobilyasız ama daha ekonomik olan Stationplein’daki yurda yönlendirmelerini isteyebilirsiniz. Diğer olasılıkları zorlamak isterseniz, Plexus binasının (Kaiserstraat), kütüphanelerin ve süpermarketlerin girişindeki panolara ilan asmayı deneyin. Ayrıca, www.kamernet.nl adresli internet sitesinden de oda bulmanız mümkün. İlanları değerlendirirken, “Hospiteren” yazan ilanları doğrudan eleyin. “Hospiteren”, öğrenci evlerinde boşalan bir oda için en az on Hollandalı öğrenciyle rekabet edip, öğrenci evinin diğer kıdemli elemanları tarafından seçilmeye çalıştığınız, bir nevi işkence seansıdır. Sadece etnografik gözlem için önerilir. Oda ilanlarında, aranan özellikler arasında, “Augustinus”, “Quintus”, “Minerva” vs. gibi çeşitli öğrenci derneklerine üye olma şartı da konmuş olabilir (Leiden öğrenci yaşamının en önemli özelliği olan bu dernekler hakkında ayrıntılı bilgi almak için çevrenizdeki Hollandalılara başvurabilir ya da şu siteyi ziyaret edebilirsiniz: http://www.leidsestudentenverenigingen.nl/engels/associations.html)

Doktor:
Gelir gelmez mutlaka bir doktora (huisarts) kayıt olun. Hastalandığınızda, -acil durumlar dışında- doğrudan hastaneye ya da bir uzman doktora gitmek yerine, önce kendi doktorunuza muayene olmanız gerekiyor. Doktorunuz eğer uygun görürse, sizi hastanenin ilgili birimine ya da uzman doktora sevk ediyor. Sigorta kapsamının dışındaki diş muayenesi için ise, doğrudan diş doktoruna gidebiliyorsunuz.
Hollanda’da doktorlar antibiyotik kullanımını minimumda tutmaya çalıştıkları, Türkiye’de ise bunun tam aksi geçerli olduğu için, sağlık açısından birçok problemle karşılaşabilirsiniz. Doktorlar antibiyotiğin gerekli olduğu durumlarda bile Türk hastaların alışık olduğundan çok daha düşük dozda antibiyotik verdikleri için, şu ana kadar bazı arkadaşlarımız ciddi rahatsızlıklar geçirdiler. Bu yüzden, Hollanda’daki uygulama her ne kadar doğru olsa da, eğer antibiyotiksiz yapamam diyorsanız, Türkiye’den birkaç paket getirmeye çalışın. Ayrıca, sadece antibiyotik değil, hemen her ilaç için doktorunuzdan reçete almanız gerektiğini de ekleyelim. Paracetemol gibi hafif ağrı kesiciler ve vitaminler ise sadece eczanelerde değil, Etos ve Kruidwat gibi kozmetik ve temizlik eşyaları satan mağazalarda da bulunabiliyor.

Kampüs ve kütüphaneler:
Leiden Üniversitesi, bir kampüs üniversitesi olmadığı için fakülte binaları şehre yayılmış durumdadır. Üniversitenin, Witte Singel’deki merkez kütüphanesinde aradığınız birçok kitap ve dergiyi bulabilirsiniz. Fakat kütüphanedeki kapalı raf sistemi nedeniyle, kitapları görerek değil, elektronik katalogda tarama yapıp ödünç alabilirsiniz. Binanın çeşitli katlarına yayılmış okuma odalarında ise, açık raflarda tutulan temel başvuru kitaplarından dışarıya çıkarmadan faydalanabilirsiniz. İstasyonun arkasındaki Sosyal Bilimler Kütüphanesi (http://bibliotheek.fsw.leidenuniv.nl/, açık raf!) ve Türk Çalışmaları bölümünün üst katındaki bölüm kütüphanesi (NINO; açık raf!) ve diğer bölümlerin kendi özel kütüphanelerinde de aradığınız kitaplara ulaşabilmeniz mümkün. Kütüphanenin web sayfasındaki “other catalogues” başlığı altında, Leiden’daki diğer kütüphane kataloglarına ve ülkedeki bütün kütüphaneleri kapsayan ulusal kataloğa (NCC, Nederlendse Centrale Catalogus) ulaşabilirsiniz. Diğer üniversitelerin kütüphanelerine de, öğrenci belgenizi gösterip kayıt olmanız mümkün. Ayrıca, üniversite kütüphanelerinin yanı sıra, her şehirde bulunan halk kütüphanelerinden de faydalanabilirsiniz. Bu kütüphanelerin girişlerinde, kültürel etkinlik, satılık bisiklet, eşya vs. ilanları da bulunur. Leiden halk kütüphanesinin gazete bölümünde, günlük Avrupa baskısı Hürriyet ve 3-4 gün öncesinin Türkiye baskısı Cumhuriyet’ini okuyabilirsiniz. (http://www.obl.nl/home.htm).

Basın:
Hollanda’da neler olduğunu Türkçe ve İngilizce olarak öğrenebileceğiniz kaynaklar şunlar:
Dünya Gazetesi
www.dogus.nl
www.expatica.com (/Netherlands)
Radio Netherland: www.rnw.nl
www.gurbetport.com
www.turksagenda.nl (Türk etkinlikleri için)
Ulusal ve yerel gazetelerin Perşembe baskılarındaki kültür ve sanat eklerinden ne olup bittiğini takip edebilirsiniz.

Bazı önemli internet adresleri:
www.ns.nl (tren saatleri için)
www.locatienet.nl (adres bulmak için)
www.biosagenda.nl (sinema yer ve saatleri)
www.leidenpromotie.nl (WWW, Leiden turizm info)

Tatiller ve özel günler:
3 Ekim: Leidens Ontzet (Leiden’ın İspanyol işgalinden kurtuluşu. Sadece Leiden’da karnaval ve tatil.)
20 Eylül: Prinsjesdag (Kraliçe’nin, Lahey’de, hükümetin bütçesini açıklaması; Eylül’ün 3. Salı günü)
5 Aralık: Sinterklaas (Hollanda’ya özgü Aziz Nikola günü)
26 Aralık - 6 Ocak: Noel tatili
14-17 Nisan: Paasweekend (Paskalya Tatili)
30 Nisan: Koninginnedag.(Kraliçe’nin -sembolik- doğum günü. Ulusal bayram, karnaval, tatil.)
5 Mayıs: Vijf Mei (Kurtuluş Günü, tatil)
25 Mayıs: Hemelvaart (Ascension Day, tatil)
4-5 Haziran: Pinksteren (Pentacost, tatil)

Alışveriş:
Leiden’da dükkânlar 18.00’da kapanıyor. Sadece Perşembe akşamları, “koopavond”, yani “alışveriş akşamı”,  olduğu için birçok mağaza 21.00’a kadar açık. Pazartesi sabahları ise bu fazladan çalışma saatlerini telafi etmek için olsa gerek, saat 12’ye kadar, banka ve resmi daireler hariç hiçbir yer açılmıyor.
İstisnalar:
Salı hariç her gün geç saate kadar açık olan AK-AL Türk fırını.
Breestraat’taki her gün 18.00-24.00 arası açık olan gece bakkalı.
Hafta içi akşamları 20.00, 21.00 ya da 22.00’a kadar açık olan Digros (en ucuzu); Super de Boer; Albert Heijn (son ikisi Pazar günleri de açık) adlı süpermarketler.

Elden düşme mobilya:
Masa lambasından yatağa kadar birçok şeyi çok ucuza bulabileceğiniz dükkânlar: Haarlemmerstraat; Oude Vest (Faslı); Volmolengracht (Kringloopwinkel).

Türk bakkal ve fırınlar:
Beyaz francala ekmek, pide, Türk çayı, baldo pirinç, yufka (taze olmasa da idare eder), dolmalık biber, süzme yoğurt (Yayla marka en iyisi) ve baklavasız yapamam diyorsanız, bütün bunları bulabileceğiniz adresler aşağıda:
Akdeniz Market: Herenstraat
Ak-Al Fırın: Haarlemmerstraat; Herenstraat
Meltem Market: Nieuwe Rijn
Bakkal: Apothekersdijk
Mabruk Market: Beestenmarkt
Antep Bakalavacısı: Steenstraat

Futbol:
Süper Lig ya da Avrupa Kupası maçlarını izlemek için Türk kahvelerine gidebilirsiniz. Örneğin, Beestenmarkt’taki Osmanlı Kahvesi.

Câmiler:
Câmide namaz kılmak isteyenler için üç seçenek mevcut: İki Fas câmisi, bir de T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir Türk câmii (Curacaostraat). Cuma günleri bu câmilerin minarelerinden, haftada bir kez olmak üzere, ezan okunuyor. Ayrıca, câmi imamlarının okuduğu Cuma hutbeleri de Arapça ve Türkçe.

Bisiklet:
Bisiklet alırken, mutlaka elden düşme alın ve 100 Euro’dan fazla para vermeyin. Şu sokaklarda, elden düşme bisiklet satın alabileceğiniz dükkânlar var: Morsstraat; Kaasmarkt. Çalıntı mal satan seyyar satıcılardan, 10 Euro’ya bisiklet bulmanız da mümkün. Bisikletinizi uzun süreli park edecekseniz, arka tekerlek kilidinin yanı sıra ikinci bir kilitle, mümkünse, sabit bir yere kilitleyin. Bisikletinizin hırsızlara karşı biraz daha dirençli olması için, ucuz kilitlerden uzak durun. 

Bisiklete yeni başlayanlar:
Öncelikle, korkmayın, üşenmeyin, utanmayın. “Yürümek de güzel canım” gibi düşüncelerle kendinizi aldatmayın. Bir an önce bir bisiklet edinip, size en yakın kişiden bisiklete binmeyi öğrenin. Bisiklet öğrenmeye çalışan bir yabancı, Hollandalıların gözünde, topluma entegre olmaya çalışan, olumlu bir yabancıdır. Bu yüzden, bisiklete binememe halini anlayamasalar da, bu halden çıkma çabanızı, büyük bir sempati ve hoşgörüyle karşılarlar.
Başlangıçta, şehrin hemen dışındaki göllere doğru uzanan bisiklet yollarında, çarpma korkusu yaşamadan pratik yapabilirsiniz. Kaybolmamak için ise, en kısa zamanda bir Leiden ve çevresi haritası edinin. 
Şehir içinde de bisiklete binmek son derece güvenli: Neyse ki, buradaki şoförlerin, sizi kaldırımla arabası arasında sıkıştırmak ya da arkanızdan korna çalarak sizi zıplatmak gibi fantezileri yok. Büyük araçlar küçük araçlara sevgi, şefkat ve anlayışla yaklaşıyorlar, sabırla bekleyip yol veriyorlar. Koskoca otobüsler bile eğer sizi sollamaları mümkün değilse, arkanızdan usul usul, korna çalmadan ilerliyorlar. Gerçi Amsterdam gibi büyük şehirlerde, trafiği yavaşlatan acemi bisiklet kullanıcılarına pek hoş gözle bakılmasa da, Leiden’da böyle bir sorunumuz yok. 
Dikkat etmeniz gerekenler: Yayalara ayrılmış yollarda ve kaldırımlarda bisiklete binmeyin. Karanlıkta her iki ışığınızı da yakın. Bunlara dikkat etmeyip de polise yakalanırsanız cezası, 25 Euro.

Yayalar:
Sokaklarda yürürken, kaldırım olduğunu düşündüğünüz şerit, bisiklet yolu olabilir. Kaldırım taşları yükseklikleri ile değil, renkleri ile ayırt edildikleri için, ilk zamanlarda alışmak zor oluyor. Leiden, bisiklet ve yayaların iç içe geçtiği sokaklarla dolu olduğundan, yayalar için dümdüz, sağa sola savrulmadan ve ani dönüşler yapmadan yürümek en emniyetlisi. Ayrıca, caddelerdeki yaya geçitleri, yani beyaz şeritler, Hollanda’da amaçlarına uygun bir şekilde kullanılmaktadır. Yani ezilme korkusu duymadan yaya geçitlerini kullanabilirsiniz.

Tren:
Hafta içi saat 9’dan sonra % 40 indirimli bilet alabilmenizi sağlayan yıllık tren kartını bir an önce almayı ihmal etmeyin. Bu kartla, yanınızda yolculuk eden 3 kişi de indirimden faydalanabiliyor.
Tren vagonları birinci ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılıyor. Eğer ikinci sınıf bilet alıp da yanlışlıkla birinci sınıf vagonda oturursanız, belli bir ceza ödemek durumunda kalabilirsiniz. Öbür vagonlar tıklım tıklım doluyken bomboş giden birinci sınıf vagonlar, son derece sinir bozucu ve Hollanda’daki eşitlik ilkesiyle çelişir gibi gözükse de, bu ülkede de “sınıf”ların olduğunu hatırlamak açısından oldukça öğretici.

Otobüs ve tramvay:
Otobüs ve Leiden’da olmasa da diğer şehirlerde bulunan tramvay biletlerini şoför ya da kondüktörden satın almanız mümkün. Fakat istasyonlardan ve gazetecilerden satın alabileceğiniz, “strippenkaart” adı verilen biletlerle daha ucuza da yolculuk edebilirsiniz. Bu biletleri de, otobüse bindiğinizde, gideceğiniz yerin bulunduğu bölgeye göre (zone; mesela birinci bölgede ise iki şerit, 2. bölgede ise 3 şerit) damgalatmanız gerekiyor.

Taksi:
Taksiye ihtiyacınız olduğu zaman, telefon rehberindeki taksi durakları listesinden bulduğunuz numaraları arayarak, mümkünse bir gün önceden, ama mutlaka birkaç saat önce randevu alın. Buradaki taksiler genelde “Mercedes” olduğu için, arka bagajları bir hayli büyük. Eğer fazla yükünüz varsa, büyük bir model de isteyebilirsiniz. Şoförler, özellikle bavullarınızı taşımaya yardım da ettilerse, bir miktar bahşiş bekliyorlar, ya da zaten paranın gerisini verirken, size sormadan kendileri bahşişlerini alıyorlar.

Müzeler:
Hemen her müzeden satın alabileceğiniz, senelik müze kartı ile birçok müzeye bedava girebilirsiniz.

Hava durumu:
Hollanda’da hava durumu, boşluk doldurmak için bahsedilen bir konu değil, aksine en önemli, hayatımızı en derinden etkileyen bir meseledir. Aynı gün içinde, dört mevsimi yaşamanız mümkündür. Sadece güneşin açmasıyla, şehirde bir bayram havası eser. Sevenler buluşur, küsler barışır. Leiden şirin bir tatil köyüne dönüşür.
Ama hiç beklemediğiniz bir anda yine yağmur yağabilir. Hollanda’da birkaç hafta geçirdikten sonra, yağmurun, Türkiye’deki gibi yaşamımızı felç eden bir facia değil, kaderci bir anlayışla kabul edilen ve en önemlisi, plan değiştirme sebebi sayılmayan, sıradan bir olay olduğunu fark edersiniz. İnanması zor olsa da, –büyük ihtimal, “kinderhoofdjes” (çocuk kafaları!) adı verilen Arnavut kaldırımı sokaklar ve yeraltı su kanalları sistemi sayesinde- yağmur altında yürürken, ayakkabılarınız çamur olmaz. Hatta panço şeklindeki bisiklet yağmurluklarından edinirseniz, bacaklarınız dahi ıslanmadan bisiklet sürebilirsiniz.

Kılık kıyafet:
Buradaki iklime en uygun giyim tarzı, “lahana” sistemi diye adlandırılan tarzdır. Yani kat kat giyinme sistemi. Örneğin sırasıyla: Tişört, gömlek, hırka, mont/yağmurluk. İnceden kalına doğru kat kat giyinirseniz, aynı gün içinde değişebilen hava durumuna karşı önleminizi almış olursunuz.
Kış aylarında, nemli ve sert rüzgâra karşı korunmak için, mutlaka şapka ya da bere kullanın.
Kılık kıyafet konusundaki diğer bir nokta da, Hollanda’da resmi giyim tarzının “out”, rahat giyim tarzının ise “in” oluşu. Davetli olduğunuz çeşitli kokteyl ve resepsiyonlarda (Kraliçeninkiler dâhil) ne giyinmem gerekir diye kesinlikle stres yapmayın. Belirtilmediği sürece, her yere kot ve tişörtle gidebilirsiniz. Aynı şekilde, kravat takmaktan hoşlanmıyorsanız, Hollanda sizin için bir cennet. Ama içinizden o gün şık olmak geliyorsa, kravat takmak, elbise veya takım elbise giymek suretiyle bulunduğunuz ortama hoş ve mutlaka fark edilen bir değişiklik ve renk katmış da olabilirsiniz.

Dolaysız iletişim:
Hollandalılar, söylediklerinizin düşüncelerinizi doğrudan doğruya ifade ettiğini düşünürler. Bu nedenle, size bir şey sorulduğunda, soruyu soran kişinin, içinde bulunduğunuz durumu göz önünde bulundurarak davranacağını varsayıp, eksik veya yanlış yanıt vermeyin. Mesela, açken, tokum demeyin !! Bir şey sunulunca, ısrar edileceğini ya da bir ikinci tur olacağını düşünüp de reddetmeyin. Nitekim (genelde) hiçbir soru ikinci defa sorulmaz, verdiğiniz yanıta saygı duyulur.

Bir şey talep ederken:
Hollanda’daki görevli, memur ve satıcıların, size daha çok şey satmaya çalışmak ya da ihtiyaçlarınız hakkında tahmin yürütmeye çalışmak gibi alışkanlıkları yoktur. İhtiyacınızı tam olarak ve doğrudan doğruya belirtmediğiniz sürece de size yardımcı olabilmeleri çok zordur. Ayrıca, hiçbir görevli kendisine verilen görev tanımının dışına çıkmak istemez. Bu nedenle, herhangi bir görevliden ya da satıcıdan bir şey talep edip de olumsuz yanıt aldığınızda, soruyu farklı bir şekilde formüle edip tekrar sormanız gerekir.
Diğer bir önemli nokta: İşinizi takip etmesi gereken memurun o günlerde tatile çıkıp çıkmayacağını mutlaka öğrenmeye çalışın. Çünkü memurlar, hiç ummadığınız zamanlarda yıllık izinlerini kullanmaya karar verebilirler, sizin dosyanız da boşuna raflarda beklemek zorunda kalır.

Kuyruklar:
Örneğin postanede ya da istasyondaki bir görevliye bir konuda danışmak için kuyruktasınız. Sıra beklerken metanetinizi korumaya, görevlinin neden o kadar yavaş davrandığını sorgulamamaya çalışın. Eğer sıra size gelmiş ve arkanızda uzun bir kuyruk varsa: Arkanızdaki insanların sabırsızlandıklarını, sizden nefret ettiklerini vs. zannedip de sorularınızı kısa kesmeyin. İşiniz bitene kadar orada kalın. Suçluluk duymayın. Çünkü arkanızda kimse size kızmamakta, üfleyip püflememekte, aksine hiçbir şeyi sorgulamadan sırasını beklemektedir.

Garsonlar:
Sabır testine maruz kalacağınız diğer bir alan da lokanta ve kafeler. Buralarda yaşayacağınız olası sinir harplerinin sorumlusu ise, ilk bakışta (çoğu part-time çalışan) garsonlar. Hollanda’da bir garsonla göz göze gelmeniz çoğu zaman imkânsızdır. Göz göze gelip siparişinizi vermeyi başarsanız bile, servisin yavaşlığı sizi çileden çıkartabilir. Ama bunda, tek tek garsonların hiçbir suçu yok. Çünkü bu, son derece yapısal bir sorun. Bu duruma neden olan faktörleri göz önünde bulundurunca, ilgisizlik ve hizmette kusur gibi görünen şeyin aslında bir sorun değil, aksine, bir nimet olduğunu bile düşünebilirsiniz. Bu faktörler arasında şunlar sayılabilir: 1) Türkiye ve birçok başka ülkede geçerli olan “müşteri velinimetimizdir” ya da “müşteri her zaman haklıdır” ilkeleri Hollanda’daki –en azından bizim girebildiğimiz ucuz lokantalarda- geçerli değil. 2) Eşitlik ilkesi: Burada garsonlar, Türkiye’deki garsonlar gibi ezik ve mahcup davranmıyorlar, çünkü kendilerini müşterilerden sınıfsal olarak daha aşağıda algılamıyorlar. 3) Hollanda’daki hizmet anlayışına göre, sürekli masanın etrafında dolaşıp masaya her fırsatta müdahale etmenin, lokantaya sadece yemek için değil, özel ve hoşça vakit geçirmek için gelen müşterileri rahatsız edeceği düşünülüyor. Yani, garsonlar iş yapmamak için değil, sizi rahat bırakmak için yanınıza yaklaşmıyorlar. 4) Yine Türkiye’dekinin aksine, garsonlar lokantanın kazancının belli bir yüzdesini değil, çalıştıkları saat başına ücret alıyorlar. Bu yüzden de Hollanda’da, ne lokanta kapılarında “Buyurun efenim” diye müşteri avına çıkan garsonlar, ne de kirlenen masanızı anında sildirten ya da en pahalı mezeyi sofranıza getirmeye çalışan şef garsonlar var.

Bulaşık deterjanı:
Hollanda’daki bulaşık yıkama adetleri biraz farklı. Ne yazık ki, burada bulaşık yıkamak, tabak çanağı sabunlu suda çalkalamak ve hemen ardından da kurulama beziyle kurulamak anlamına geliyor, yani durulama aşamasını içermiyor. Nedeni şu: Hollandalılar, bulaşık deterjanının kansere neden olduğunu bilmiyorlar ! Her Türkiyelinin bildiği ve inandığı bu “temel bilimsel gerçek”ten hiçbir Hollandalının haberi olmadığı gibi, sayemizde haberi olanlar da bizi, “hurafe”lere inanmakla suçlamaktadırlar. Bu konuda önerebileceğimiz tek şey şu: Kafelerde bara oturmayın, oturursanız da barın arkasındaki lavaboya mümkün olduğunca bakmayın. Bir kere gördünüz ve mideniz bulandıysa, en azından lavabodaki suyun devri daim yaptığını görüp bir derece rahatlamaya çalışın, kendinizi deterjan köpüğünün zararsız olduğuna inandırın, ya da sadece şişe bira için.

Akşam yemekleri:
Hollanda’da akşam yemekleri saat 18.00-19.00 gibi yeniyor. Öğle yemeklerinin, peynir ve ekmekten, en fazla çorbadan oluştuğu göz önüne alındığında, akşam yemeğinin erken yenmesi anlaşılabilir. Buna bağlı olarak, eğer bir Hollandalı sizi saat 20.00’de evine davet ettiyse, -eğer eşi İspanyol, Latin Amerikalı, Fransız, Yunan ya da Türk değilse- akşam yemeğini yiyip geleceğinizi varsayar.

Hafta sonları:
Bir Hollandalı, size “Bu hafta sonu ne yapıyorsun?”  diye sorduğunda, bu sadece o hafta sonu ne yaptığınızı merak ettiği için, ya da boşluk doldurmak için yönelttiği bir sorudur. Bu soru, karşınızdaki kişinin hafta sonu sizle bir şey yapmayı planladığı ya da herhangi bir etkinlik önereceği anlamına gelmez. Bazı istisnalar olabilir. Ama yine de gereksiz hayal kırıklıkları yaşamamanız için, bu noktanın aklınızda bulunmasında fayda var.

Başörtüsü:
Başörtüsü olmayan bir Türk genç kız ya da kadın, en azından “political correctness” kaygısı olmayan Hollandalılar için, anlaşılması zor bir kategoridir. Buradaki Türk (ve de Fas) cemaatini en görünür kılan şey (Döner Kebap dükkânları dışında) kadınların başörtüleri olduğundan, Hollandalılar için başörtüsüz bir İslam tahayyül etmek kolay değildir. Ayrıca, tıpkı Türklerin, Japonlarla Çinlileri ayırt edememesi gibi, onlar da Araplarla Türkleri ayırt edemezler. İslam, onların gözünde, yanı başlarında olsa bile hep uzakta kalacak, bilinmeyen, son zamanlardaki terör olayları nedeniyle de oldukça korkulan bir tehdit unsuru, bir muammadır.
Çevrenizdekilerin İslam ve Türkiye konusundaki bilgisizliklerini yansıtan soruları ve yorumları ile karşılaştığınızda başvurabileceğiniz çeşitli yöntemler önerebiliriz:

  1. Kesinlikle sinirlenmeyin, sakin olun. Eğer diplomasi alanında bir kariyer düşünmüyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ediyormuşçasına, ya da bütün bir Türk milleti adına genelleyici ve savunmacı yanıtlar vermekten kaçının. Kendi bireysel durumunuzdan bahsedin. Siz de onları anlamaya çalışın. Örneğin, Türklerin Araplar hakkındaki düşünceleri ile Hollandalıların Türkler hakkındaki düşünceleri arasındaki paralelliklere dikkat edip, karşılaştırmalı analizler yapın.
  2. Konu ilerliyorsa ve de içki almak bahanesiyle olay yerinden uzaklaşmayı başaramadıysanız: Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de farklı din anlayışları ve uygulamalarının olduğunu söyleyin. Bu cümle bir şey ifade etmezse, Hollanda’daki Hıristiyanlık içi inanç farklılıkları, kültürel çeşitlilik ve ‘68 devrimi öncesi kuşak çatışması vs. ilgili sorular yönelterek konuyu Hollanda’ya getirin. Tek tip bir Hıristiyanlık olmadığı gibi, tek tip bir İslam da olamayacağı noktasında birleşmeye çalışın.
  3. Eğer yorulduysanız ve hâlâ oradan uzaklaşamadıysanız: Bitmeyen yağmur, hafta sonu bisikletle gitmeyi düşündüğünüz şehir dışındaki göl; Türkiye’deki Hollandalı futbolcular; Gullit ve Van Gogh’un aslında nasıl telaffuz edilmesi gerektiği vb. gibi diğer yaşamsal meselelerden bahsedin. 

Hollandaca anahtar kelimeler:
Hollanda’da İngilizce bilmeyen kimseye rastlamanız zor olsa, en azından ilk haftalarda dersler yoğunlaşmadan, biraz Hollandaca öğrenmenizde fayda var. Öğreneceğiniz birkaç kelime bile hayatınızı kolaylaştırmaya yeter. Bunlardan bazıları:

Achternaam:Soyad Kamer: Oda Alsjeblieft: Lütfen/buyrun
Voorletter: Adınızın ilk harfi Kijkavond: Kiralık odaya bakma akşamı Alstublieft:(siz)
Plaats: İkamet edilen yer, şehirLet op: DikkatWetenschap: Bilim
Geslacht: Cinsiyet Vanaf: -dan itibarenAcceptgiro: Havale formu
Maar: AmaVordeel: İndirimStad: Şehir
Ingang: Giriş Lekker: Lezzetli, güzel.Gracht: Kanal
Gesloten: KapalıGezellig: Hoş, sıcak (ortam)Dag: İyi günler!

 

 

The Netherlands Alumni Association of Turkey © 2009 info@naatr.com