Amsterdam Yaşam Rehberi by Kutluay KARABALIK

Amsterdam Üniversitesi (UvA), Hollanda’nın en köklü üniversitelerinden birisidir. Akademik olduğu kadar sosyal ve sanatsal alanlarda da UvA kendini şehrin günlük hayatında hissettirir. Bunu her şeyden önce üniversitenin şehrin her yerine yayılmış binaları aracılığı ile görürsünüz. Gerçekten de UvA’nın kampusu, Amsterdam şehrinin ta kendisidir. Orada öğrenci olmanız zaten şehrin büyük kısmını görmeniz, sokaklarını arşınlamanız ve kafanızı yukarıya her kaldırdığınızda hoş bir sürprizle karşılaşmanız anlamına gelecektir. Bu şehre kendinizi kaptırmadan önce ünlü Hollandalı yazar Geert Mak’ın “Amsterdam: The Brief Life of a City” kitabını okumanız, şehirle olan ilişkinize bir girizgâh olacak ve şehrin size katacaklarını kat be kat artıracaktır.
Amsterdam Üniversitesi dedik. Üniversite’nin değişik okulları, fakülteleri ve enstitüleri arasında ufak tefek farklılıklar olsa da, aşağı yukarı benzer süreçlerden geçiliyor. Bu aşamada şahsi tecrübemin “International School for Social Sciences and Humaties (ISHSS)” odaklı olduğunu belirtmek isterim.
Elbette kabul aldıktan sonra UvA maceramızın en önemli bileşeni oturma izni. Bu konuda okulun oturmuş bir sistemi var. “Visa officer” aracılığı ile okul, sizden belli bazı belgeleri aldıktan sonra, sizin adınıza bir oturma izni başvurusu yapıyor. Oturma izni başvurusunu Hollanda’da yapacaksınız. Bu başvuruyu yapmaya olanak veren vizeniz hazır olduğunda da size elçiliğe ya da konsolosluğa giderek vizenizi almanız söyleniyor. Amsterdam’a geldikten sonra ise okulun desteği her halükarda devam ediyor olsa da nispeten kendi ayaklarınız üzerinde durmanız gerekecek. Sağlık kontrolleri, belediyeye kayıt, banka hesabının açılması, oturma izni başvurusu (önemli bir not: oturma izni için ödeme yaptıktan sonra size verilen fişi/hesap belgesi mutlaka saklayın) vs. gibi işlemleri bizzat tamamlamanız gerekiyor. Ancak UvA gerçekten de fazlasıyla düzenli, her şeyin düşünüldüğü, çok iyi işleyen bir organizasyon. Nerede ne yapacağınız ve nasıl yapacağınız konusunda en ufak bir şüpheye mahal vermeden bütün bilgiler size bir “Welcome Pack” halinde bir kısmı siz Türkiye’deyken geri kalanı da okula gittiğinizde veriliyor.
Kalacak yer bulmak, emin olun ki Hollandalı öğrenciler için, yabancı öğrencilerden daha zor. Yabancı öğrencilerin bu konuda bir önceliği var. Siz Amsterdam’a gelmeden yeriniz normal şartlar altında, sizin onayınız alınarak hazır oluyor. Okul bu işi sizin için bir emlak şirketiyle anlaşmalı yapıyor. Çoğu ortak mutfaklı ve banyolu odalarda size bir yer buluyorlar. Evinizi paylaştıklarınız da diğer yabancı öğrenciler oluyor. Su, elektrik, gaz genelde kiraya dâhil oluyor. Amsterdam’da şehir şebeke suyu Hollanda’nın en temiz suyu olarak bilinir ve içebilirsiniz. Sağlıkla ilgili kontroller senede 1-2 defa emlak şirketi tarafından yaptırılır. O yüzden güvenle kullanabilirsiniz.
Kendinizi hazırlamanız gereken bazı konular var. Hollanda’da beklemek hayatın bir parçasıdır. Orada korna sesi duymaz, kırmızı ışıkta geçen görmez, “çabuk ol birader” gibi şeyler işitmezsiniz. Bununla beraber postanede, gazete bayiinde, hastanede sabırla beklemeniz gerekecek. Oradaki norm budur. Bisiklet sürmeniz sizin menfaatinize. Bisikletler, eğer yeni alacaksanız, pahalı. Ancak şehirde ikinci el bisiklet satan yerler ve ilan panolarında şehirden ayrılanların satılık ilanlarını bulacaksınız. Waterlooplein’daki bitpazarı bakabileceğiniz ilk yerlerden birisi. Orada kilit ve lamba da bulabilirsiniz ki her iki husus da elzemdir. Her ne kadar “junky”lerden alacağınız bisikletlerin yasadışı ve çalıntı olduğu konusunda uyarılar olsa da bu sebepten ötürü başı ağrıyan görmedik, duymadık. Hollanda’da kurallar delinmek için değildir. Kırmızıda bekleyin, yaya geçitlerini kullanın, bisikletinizi ve arabanızı izin verilen yerlere park edin, yaya iseniz kendi yolunuzda, bisikletli iseniz bisiklet yolunu kullanın. Amsterdam’da çoğu zaman otobüs ve tramlarda bilet kontrolü yapılmaz. Kontrol yapıldığı vakit geçerli bir bilet sunmak sizin vatandaşlık görevinizdir. Kurallara bu kadar önem verildiği için cezaları da yüksektir.
UvA’da akademik ortam çok rahattır. Danışman hocanızın üzerine kitaplar, makaleler yazdığı bir görüşün tam aksini savunan bir tez yazabilirsiniz. Aklınıza ne geliyorsa tartışabilir ve hakkında çalışma yapabilirsiniz. Okula şortla, terlikle, başörtüsüyle, kısaca canınız nasıl çekiyorsa öyle gidebilirsiniz. Kimse sizi şu ya da bu dine inandığınız, şöyle ya da böyle giyindiğiniz için yargılamaz. Bunu yaşarken daha iyi gözlemleyeceksiniz. Büyük ihtimalle değişik dersleri değişik fakültelerde alacaksınız. Yine kütüphaneler de şehrin değişik yerlerinde. Hollanda’da zaman da hayatım önemli bir parçasıdır. Beklenecek yerde beklenir ancak hocalarınızla, belediyeyle ya da arkadaşlarınızla olan randevularınıza vaktinde gitmelisiniz. Erken de değil; hocanızın yanına 5 dakika önce gittiğinizde “daha 5 dakikam daha var, kapıda bekle, ben seni çağırırım” yanıtıyla karşılaşırsanız şaşırmamalısınız.
UvA’nın ırkçılık ve ayrımcılık konusunda da yetkili birimleri var. Eğer her hangi bir şekilde ayrımcılığa ya da ırkçılığa maruz kaldığınıza inanıyorsanız, danışmanınıza ya da idari personele gidip yardım isteyebilirsiniz. Amsterdam gerçekten de tarih boyunca her türlü zıt görüşe, aykırı fikre kucak açmış bir şehirdir. Bununla beraber hiçbir toplumun da mükemmel olmadığı gerçeğini unutmamak gerekir.
Okulun bir sağlık ofisi var. Sigorta kartınızla gittiğinizde ücretsiz muayene olabiliyorsunuz. Uzman doktora gitmeden önce buradan sevk almanız gerekiyor. Acil durumlarda hastaneyi kullanmak daha doğru, zira 39 derece ateşle gitseniz bile en az bir gün sonrasına randevu alabiliniyor. Doktorlar antibiyotik yazmamak konusunda çok dirençliler. İhtiyacınız olacağını düşündüğünüz ve olmazsa olmaz dediğiniz ilaçlar varsa Türkiye’den tedarik etmenizde fayda var.
Almanızın yararlı olacağı iki tane kart var. Birisi NS’in (tren taşımacılığı şirketi) %40 indirim kartı. Bu kartla Hollanda içinde sehayat etmek çok ucuzluyor. Ülkenin demiryolu ağı çok gelişmiş olduğu için trenler çok popüler ve herkes tarafından kullanılıyor. Bir diğer kart ise müze kartıdır. Bu kart ile Hollanda’daki onlarca müzeye (Van Gogh müzesi, Muiderslot Kalesi, Risjkmuseum dahil) bir yıl boyunca ücretsiz girebiliyorsunuz. Bu kesinlikle kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Bir de öğrenci kartınızı her zaman yanınızda tutun. Hiç ummadığınız yerlerde size indirim sağlayabiliyor.
Şehir içinde ulaşım ise çok rahattır. Tramlar, metro ve otobüs sizi zaten küçük olan şehrin her bir ucuna kısa zamanda taşıyor. Tek bir uyarı tramlarla ilgili yapabiliriz. Amsterdam’da arada bir tram kazaları ve bu sebepten sakat kanlalar hatta ölenler olabiliyor. Tramla şaka olmaz diyerek bu konuyu bilgilinize sunalım… Biletlerinizi araçlarda alabiliyorsunuz. Bunun için yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun, sakın ha şoföre 20 avro vermeye kalmayın. Ancak Strippenkaart kullanırsanız daha ucuza geliyor. Bu kartı gazetecilerden ve istasyon civarındaki makinelerden alabilirsiniz. Araçlar dakiktir. Benzer şekilde otobüs hareket ettikten sonra iki adım arkadan gelip ıslık çalarak otobüsü durduramazsınız…
Amsterdam’da Türk mutfağı ürünleri bulabileceğiniz birçok yer var. Ankara Restaurant gibi kalburüstü mekânlar olduğu gibi fast-food tarzı dönerciler, pideciler ve pasta, poğaça, börek, ekmek bulabileceğiniz pastaneler de mevcut. Bunları aramanıza gerek kalmayacak, birisi olmazsa bir diğeri mutlaka yolunuza çıkacaktır. Mutlu inekler mutlu süt verir derler, Hollanda’nın meşhur benekli ineklerinin sütleri, sevmeyenlere bile sütü sevdirecek nitelikte. Peynirin şeklini, şemalını ve lezzetini gidince görecek ve de kaçamayacaksınız zaten… Amsterdam ayrıca bir dünya şehri olduğu için, dünyanın her mutfağını bulacağınız yerler var: Çin, Thai, Japon, Meksika, Brezilya, Fransız, İtalyan, Pakistan… Şarap ve bira seviyorsanız Hollanda sizin için bir cennet! Büyük bir süpermarkete girip şarap ve bira reyonlarına bakınca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız!
Okulun yemekleri de öğrenci bütçesine göre çıkıyor. Atrium binasında kimliğinizi gösterdiğinizde ve fiz menü yemeklerinden aldığınızda 5 avroya tatminkâr bir yemek yiyebilirsiniz. Öğrenci kafeteryasında da isterseniz bira ya da şarap içebiliyorsunuz. Hazır yemek konusunda da sanırım en geniş seçenek Hollanda’da var. Büyük bir süpermarkete gittiğinizde her şeyi hazır alabiliyorsunuz. Isıtmak için tek ihtiyacınız bir fırın olacak ve ikinci el küçük bir fırın almak öğrenci bütçesinin kaldırabileceği bir seçenek. Uzun vadede dışarıda daha az yediğiniz için kesinlikle karda olacaksınız.
Amsterdam uyumayan şehirlerden birisidir. Günün her saati güvenli bir şekilde bisiklet sürebilir, koşabilir, parklara gidip sincapların peşine takılabilir, bir kafede sıcak çikolata içebilir ya da bir kanal kenarında bir bankta kendinizle baş başa kalabilirsiniz. Dilencilerin bile İngilizce konuştuğu bu şehirde sizi kendine hayran bırakacak bir şey mutlaka bulacaksınız.
Amsterdam’a ister öğrenci olarak, ister çalışan, ister turist olarak gidin, bu şehir davetkârlığı ile sizi şaşırtacak. Amsterdam’da önce ‘yaşayacaksınız’, sonrası ne kadar zorlu olursa olsun (işiniz, teziniz, dersiniz) ‘yaşarken’ halledeceksiniz. İşte, sihir burada…

 

 

The Netherlands Alumni Association of Turkey © 2009 info@naatr.com